Almanca Kelimeler C1
Seviye: C1 · Almanca
20 kelime
| Almanca | Anlam | Örnek cümle |
|---|---|---|
| Eloquent | kendini açık ve etkili bir şekilde ifade edebilme yeteneği | Die Rednerin war äußerst eloquent und überzeugte das Publikum. Konuşmacı son derece etkileyiciydi ve dinleyicileri ikna etti. |
| Disparität | iki ya da daha fazla şey arasındaki eşitsizlik veya fark | Die wirtschaftliche Disparität zwischen den Regionen ist besorgniserregend. Bölgeler arasındaki ekonomik eşitsizlik endişe vericidir. |
| Resilienz | zorluklardan veya krizlerden sonra yeniden toparlanabilme yeteneği | Ihre Resilienz half ihr, die Herausforderungen zu überwinden. Onun dayanıklılığı, zorlukların üstesinden gelmesine yardımcı oldu. |
| Subtil | ince ya da gizli; belirgin olmayan | Der Film vermittelt eine subtile Kritik an der Gesellschaft. Film, topluma yönelik ince bir eleştiri sunuyor. |
| Kohärenz | fikirler veya unsurlar arasındaki bağlantı ya da mantıksal ilişki | Der Text weist eine hohe Kohärenz auf, was das Verständnis erleichtert. Metin yüksek bir tutarlılık gösteriyor, bu da anlamayı kolaylaştırıyor. |
| Ambiguität | birden fazla şekilde yorumlanabilme, çok anlamlılık | Die Ambiguität der Aussage führte zu Missverständnissen. İfadenin belirsizliği yanlış anlaşılmalara yol açtı. |
| Pragmatisch | teorilerden ya da ideolojilerden ziyade somut ve pratik olan | Sein pragmatischer Ansatz half, das Problem schnell zu lösen. Onun pragmatik yaklaşımı sorunu hızlıca çözmeye yardımcı oldu. |
| Antizipieren | Gelecekteki olaylarla ilgili beklentiler veya tahminler yapmak. | Er konnte die Markttrends erfolgreich antizipieren. Piyasa trendlerini başarıyla öngörebildi. |
| Intrinsisch | Kendiliğinden var olan ya da içten gelen. | Ihre intrinsische Motivation trieb sie zu Höchstleistungen an. Onun içsel motivasyonu, onu en yüksek performansa taşıdı. |
| Kollektiv | Ortak bir hedef için birlikte çalışan bir grup insan. | Das Kollektiv entschied sich für eine nachhaltige Lösung. Kolektif, sürdürülebilir bir çözüm seçti. |
| Rezession | Ekonomik gerileme dönemi | Die Rezession führte zu einem Anstieg der Arbeitslosigkeit. Resesyon, işsizliğin artmasına yol açtı. |
| Diskrepanz | Normalde uyuşması gereken iki şey arasındaki fark | Es gibt eine Diskrepanz zwischen den Berichten der Zeugen. Tanık ifadeleri arasında bir tutarsızlık var. |
| Prägnant | Kısa ve özlü biçimde ifade edilmiş | Seine prägnanten Worte hinterließen einen bleibenden Eindruck. Onun özlü sözleri kalıcı bir etki bıraktı. |
| Kontroverse | Kamuoyunda tartışılan ya da üzerinde fikir ayrılığı bulunan bir konu hakkındaki tartışma veya anlaşmazlık | Die Kontroverse über das neue Gesetz hält an. Yeni yasayla ilgili tartışma sürüyor. |
| Implikation | Bir şeyden çıkarılan sonuç veya çıkarım | Die Implikationen dieser Entscheidung sind weitreichend. Bu kararın sonuçları geniş kapsamlıdır. |
A1 ve A2 her zaman ücretsizdir. B1, B2 ve C1'i ödeme veya pazarlama izni olmadan açmak için aşağıdaki üç adımı tamamlayın.